Sokakta Moda mı, Yoksa Kıyafet Karmaşası mı?

Benim derdim ne kıyafetle ne de modayla. Elbette giyinelim, süslenelim, kendimizi ifade edelim. Ama bir ricam var: Her şeyin bir adabı var.

2 Dk. Okuma Süresi

Geçen gün çarşıda yürürken önüme üç genç kız düştü. Hepsi neredeyse aynı: düşük bel pantolon, üstte küçücük bir bluz, kulakta devasa küpeler, elde telefon… Hepsi birer fotokopi gibi. Daha garibi, yanlarından geçen bir grup genç erkek de aşağı yukarı aynı şekildeydi; bu kez şapkalar ters, tişörtler bedenin üç katı. Hangi mağazadan çıkıp geldilerse, belli ki kampanya çok etkili olmuş.

Bir süre arkalarından yürüdüm, çünkü dikkatimi çeken sadece kıyafetler değildi. Hareketleri, birbirlerine bakışları, ellerini kollarını kullanışları bile “birilerine özeniyoruz” diye bağırıyordu.

O an aklıma şu geldi: Moda dediğimiz şey bireysellik mi, yoksa sürü psikolojisi mi?

Bir tarafta “ne giydiğin umurumda değil” diyenler, diğer tarafta “şu an TikTok’ta trend olan pantolonu bulmam lazım” diye koşturanlar… Moda dediğimiz şey sanki özgürlük değil de başka bir tür esaret olmuş gibi.

Elbette kimseye “şunu giy, bunu giyme” diyemem. Kıyafet bir ifade biçimi, kabul. Ama bazı şeylerin de bir ölçüsü var. Bir çocuğun yaşına uymayan kıyafet giymesi kadar, yetişkinin de kendine yakışmayanı sırf moda diye üstüne geçirmesi tuhaf olmuyor mu?

Mesela 14 yaşında bir genç kızın sokakta Paris podyumlarından çıkmış gibi yürümesi… O minicik yaşına rağmen topuklular, ağır makyaj, transparan bluz. Hani çocukluk nerede kaldı? Hani oyun oynamak, kahkaha atmak, okul sonrası arkadaşla simit paylaşmak? Modayla birlikte onlar da kaybolmuş gibi.

Öte yandan 40 yaşındaki bir beyefendiye bakıyorum: Paçası dizine kadar inmiş, desen desen çizgilerle dolu bir şort, üstünde çizgi film karakterli tişört. Yahu siz gençliğinizi geri mi almak istiyorsunuz, yoksa çocuklarınıza arkadaş gibi görünmek mi?

Jennifer Lopez sahneye çıkınca hepimiz hayran hayran bakıyoruz çünkü onunki sanat, disiplin, yılların emeği. Ama sokakta aynı şeyleri yapmaya kalkınca işte orada bir gariplik başlıyor. Moda da öyle… Sahne ışığında alkışlanacak kıyafet, sokakta sırıtabiliyor.

Benim derdim ne kıyafetle ne de modayla. Elbette giyinelim, süslenelim, kendimizi ifade edelim. Ama bir ricam var: Her şeyin bir adabı var. Moda bizi özgürleştirsin ama aynı zamanda kişiliğimizi de yansıtsın. Yoksa sokaklarımız podyum değil, panayır yerine döner.

ETİKETLENDİ:
Bu İçeriği Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir