Yorgunluğumuza İsim Koymayı Unuttuk

3 Dk. Okuma Süresi

Etrafımıza baktığımızda aynı cümleleri duyuyoruz:
“Çok yoruldum.”
“Hiç halim yok.”
“Bitmiş hissediyorum.”

Ama kimse bu yorgunluğun adını koyamıyor. Çünkü bu yorgunluk ne sadece uykusuzluk, ne sadece iş yoğunluğu, ne de birkaç gün dinlenince geçen türden…

Bu, ruhun yorgunluğu.
Ve biz ona uzun zamandır yanlış ilaçlar veriyoruz.

Dinleniyoruz Ama Geçmiyor

Tatile gidiyoruz, geçmiyor.
Uyuyoruz, geçmiyor.
Kahve içiyoruz, geçmiyor.
Biraz uzaklaşıyoruz, yine geçmiyor.

Çünkü beden bazen dinlenir ama ruh toparlanamaz. Ruh, ancak anlaşıldığında iyileşir. Oysa biz yorgunluğumuzu bastırıyoruz, öteliyoruz, küçümsüyoruz.

“Geçer” diyoruz.
Ama geçmiyor.
Biraz daha derine yerleşiyor.

Performans Çağı: Hep İyi Olmak Zorunda Gibi

Bugün herkes “iyi olmak”, “güçlü görünmek”, “ayakta kalmak” zorunda gibi yaşıyor. Yorulduğunu söylemek neredeyse ayıp. Durmak, zayıflık gibi görülüyor.

Ama insan durmadan nasıl iyileşir?
İnsan soluk vermeden nasıl nefes almaya devam eder?

Biz hep güçlü olmaya çalıştık.
Ve en çok da bu yüzden yorulduk.

Bu Yorgunluk Nereden Geliyor?

Duyguları İçe Atmaktan…

Sustuk.
Kırıldık ama belli etmedik.
Anlaşılmadık ama ses çıkarmadık.

Duygular bastırıldıkça kaybolmaz.
İçeride büyür.

Kendimize En Son Sıra Gelmesinden…

Herkese yetiştik.
Herkes için koştuk.
Ama kendimiz için hep “sonra” dedik.

Ve o “sonra”, çoğu zaman hiç gelmedi.

Sürekli Bir Şeylere Yetmeye Çalışmaktan…

İyi evlat olmaya,
İyi eş olmaya,
İyi çalışan olmaya,
İyi insan olmaya…

Hepsine aynı anda yetişmeye çalıştık.
Ruhumuz geride kaldı.

Yorgunluğumuza Yanlış İsimler Verdik

Biz bu yorgunluğa:

  • “Tembellik” dedik,
  • “Şımarıklık” dedik,
  • “Naz” dedik,
  • “Abartı” dedik.

Oysa bu bir tükenmişlikti.
Ama biz ona bu adı koymaya cesaret edemedik.

Kimse “İyi Değilim” Diyemiyor Artık

Herkes “iyiyim” diyor.
Ama gözler başka cümleler kuruyor.
İnsanlar gülüyor ama içi sessiz çöküyor.

Çünkü “iyi değilim” demek açıklama gerektiriyor.
Anlatmak cesaret istiyor.
Ve biz artık anlatacak gücü bile zor buluyoruz.

Yorgunluk Bazen Hayata Küsmektir

Sabah yataktan kalkmak zor geliyorsa…
Eskiden sevdiğin şeyler artık içini kıpırdatmıyorsa…
İnsanlarla konuşmak yük gibi geliyorsa…

Bu sadece yorgunluk değildir.
Bu, hayata karşı bir küskünlüktür.

Ve küskünlük, dinlenerek değil, anlaşılarak geçer.

Peki Ne Yapacağız?

Önce Doğru İsmi Koyacağız

Bu bir halsizlik değil.
Bu bir şımarıklık değil.
Bu bir “herkeste olur” hali değil.

Bu: Ruhsal yorgunluk.

Sonra Kendimize Şu Soruyu Soracağız:

“Ben en son ne zaman gerçekten iyi hissettim?”

Cevap uzunsa…
Durup düşünme vakti gelmiştir.

Küçük Ama Gerçek Bir Başlangıç Mümkün

  • Bir gün hiçbir şey yapmamayı dene.
  • Telefonu biraz uzağa bırak.
  • Kimseye yetişmeye çalışma.
  • Birinin değil, sadece kendinin ihtiyacına kulak ver.

Dünya bir günlüğüne yavaşlamaz belki…
Ama sen biraz nefes alırsın.

“Yoruldum” Demek Zayıflık Değil, Farkındalıktır

Yorgunluğumuza isim koymayı unuttuk.
O yüzden onu tanıyamıyor, tanıyamadığımız için de iyileştiremiyoruz.

Ama bugün durup şunu söyleyebiliriz: “Ben yorgunum.”
Ve bundan utanmadan, suçluluk duymadan, kendimizi eksik hissetmeden…

Bazen en güçlü cümle şudur:

“Biraz durmaya ihtiyacım var.”

ETİKETLENDİ:
Bu İçeriği Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir