📅 Yayınlanma: 29.11.2025 11:16
Dışarıda ince bir yağmur var bugün.
Sessizce yağıyor…
Kimseye çok görünmeden, çok gürültü yapmadan, kendi ritminde…
Bir şey anlatır gibi, ama zorla değil; dinleyene, duymak isteyene.
Ben de penceremin önüne oturmuş onu dinliyorum. Bazen insan konuşmayı değil, yağmurun anlattıklarını duymayı ister. Yorulduğu için değil; artık içindeki karmaşayı bir başkasına değil, bir doğa olayına teslim etmek istediği için.
Yağmur, İnsanı Gerçeğine Döndürüyor
Bu hafta da hepimiz bir yerlere yetişmeye çalıştık. Koştuk, koşturulduk, kırıldık, kırdık. Cümle kurduk ama duymadık. Dinledik ama anlamadık. Kendimize “iyi” demeye çalışırken içimizdeki küçük fırtınaları görmezden geldik.
Yağmur işte bu yüzden iyi geliyor insana…
Çünkü saklanan duygular, yağmurun ritmine karışınca ortaya çıkıyor.
Sanki gökyüzü bizim yerimize ağlıyor da biz biraz hafifliyoruz.
Bugün Biraz Durmak Hakkımız
Balkona çıkıp soğuğu yüzünde hissetmek…
Pencereyi açıp yağmurun toprağa vuran sesini dinlemek…
Bir bardak çay ya da kahvenin buğusunda kaybolmak…
Bunların hiçbirinde büyük bir hedef yok.
Ama hepsinde insanı kendine çağıran küçük hikâyeler var.
Biz bazen durmayı bile unutan bir nesiliz. O yüzden yağmurun bu sakinliği iyi geliyor hepimize. Çünkü “yavaşla” demiyor; sadece kendi halinde yağıyor. Ve bu hâl bile hatırlatıyor:
Hayat, hızla değil, fark ederek güzelleşiyor.
Bazı günler sadece yağmuru dinlemeliyiz.
Çünkü bazen cevaplar sessizliğin içinden gelir.
Bazen huzur, gürültünün azaldığı anlarda bulunur.
Bazen kalp, kendi sesini ancak dışarısı sakinleşince duyabilir.
Bugün de öyle bir gün.
Ben bu Cumartesi’yi, kendime bir adım daha yaklaşmak için kullanıyorum.
Belki sen de öyle yaparsın.
Belki bu yağmur sana da iyi gelir.
Belki içindeki kalabalığı biraz azaltır.
Yağmur zaten böyle bir şey değil mi?
Gökyüzüyle yeryüzü arasında sessiz bir anlaşma.
İnsanı tam ortasında yakalayan bir dinginlik.
Ve bize şunu fısıldayan bir iyilik hâli:
“Her şey geçer… Sen yeter ki kendine dönmeyi unutma.”