📅 Yayınlanma: 29.11.2025 11:30
Bu ülkenin en büyük sorunu ne dış politika, ne parti içi çekişmeler, ne de ekranları doldurup boşaltan sonsuz tartışma silsilesi…
Sorun çok açık: Ekonomik sıkıntıların beraberinde getirdiği yaşam zorluğu.
Ama bu kadar açık bir gerçek, nedense kimsenin gündeminde yok. Daha doğrusu, gündemde olmasın diye özel bir çaba var.
İktidarı ayrı, muhalefeti ayrı…
İkisi de aynı konuda ustalaştı: Ekonomiden kaçmak. Çünkü ekonomiyi konuşmak demek, toplumun gerçek nefes darlığını kabul etmek demek. Bu kabul bir kez yapıldığında da söz vermek gerekiyor. Söz vermek yetmiyor, çözüm bulmak gerekiyor.
Ve çözüm bulamayınca da siyasetin makyajı dökülüyor.
O yüzden en kolayı: Konuyu değiştirmek.
Ekranlara kısır tartışmalar pompalamak.
Konu bitince yeni tartışma üretmek.
Ama asla asıl meseleye dokunmamak.
Kayıkçı Kavgasının Gürültüsü Gerçeği Bastırmaz
Aylarca televizyon açıp bir tek ekonomik gerçek duymadık. Sadece bağırış, sadece tartışma, sadece laf yetiştirme…
Enflasyon rakamları kadar sürekli ve kontrolsüz bir gürültü.
Ekranları “çok bilenler” işgal etmiş durumda. Ama bu bilmişliğin içinde kimsenin market kuyruğunu, pazardaki fiyatları, emeklinin banka sırasını, asgari ücretlinin kirayla imtihanını konuştuğu yok.
Mesele şu:
Gerçek gündem konuşulursa, kimsenin o ekranda kalacak yüzü yok.
Emeklinin Sesini Duymayan Siyaset, Günü Kurtarmanın Peşinde
2025’in son ayına girmeye saatler kaldı. Bu ülkede milyonlarca emekli, torununa harçlık verememenin mahcubiyetini yaşıyor. Markete giderken “ucuz ürün” listesini ezberliyor. Ayakta durmak için değil, ayakta kalmak için çaba harcıyor.
Ama ne iktidardan çıt çıkıyor ne muhalefetten…
Sanki emekli kendi kendine bu duruma düşmüş gibi bir suskunluk hâkim.
Sanki bu insanlar yıllarca çalışmadı, prim ödemedi, üreten taraf olmadı…
Sorunun muhatapları yoksa, çözümün de olacağı yok.
Asgari Ücretli Yaşamıyor, Sadece Çalışıyor
Peki ya asgari ücretli?
Bugün milyonlarca kişi sabah işe gidiyor ama çalıştığının karşılığını alamıyor. Çünkü aldığı ücret, açlık sınırının dahi altında. Bir ekmek, bir kirayı, bir faturayı düşünerek yaşıyor. Hayal kurmayı çoktan bıraktı.
Ancak siyaset için asgari ücretlinin yaşadığı gerçek, tartışılmaz bir konu. Çünkü tartışılırsa verilen sözler hatırlanacak, hatırlanırsa hesap sorulacak.
Bu yüzden top sürekli taca atılıyor.
Hatta bazen top bile yok, sadece sis…
Gerçek Gündemden Kaçmak, Siyasetin Yeni Sığınma Stratejisi
Bu ülkede siyaset artık bir yarış değil, bir saklambaç oyunu. Ama saklanan ekonomi değil, saklayanlar siyasiler. Gerçekler zaten ortada:
Cüzdanlar zayıf, pazar fileleri hafif, evlerde hesap makineleri yorgun.
Ve bütün bu gürültünün içinde asıl sessizlik, vatandaşın sessizliği.
Çünkü konuşsa ne olacak?
Ekranda tartışılanlar değişmeyecek.
Meclis kürsüsünde dillendirilenler değişmeyecek.
Kimse gerçek yükü üstlenmeyecek.
Son Söz: 2025’in Eşiğinde Hâlâ Aynı Çıkmazdayız
Takvim 2025’in sonuna dayanmış olabilir. Ancak ülkenin gerçek gündemi hâlâ eskisi gibi: Emeklinin geçim savaşı, asgari ücretlinin hayatta kalma mücadelesi, vatandaşın nefes darlığı…
Ve en kötüsü ne biliyor musunuz?
Bunları konuşması gerekenler konuşmuyor.
Konuşanlar da konuşuyormuş gibi yapıyor.
Ama bilsinler ki vatandaşın gözü o ekranlarda değil.
Gerçek hayat mutfakta, pazarda, faturada, cebinde…
Gerçek, gizlenmek istendikçe daha çok bağırıyor.
Bu sessizlik uzun sürmez.
Sıra gelmediği sürece sesi kısılmış görünen halk, bir gün öyle bir konuşur ki, kimse duymazdan gelemez.