📅 Yayınlanma: 18.09.2025 12:34
ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimi ve enflasyona dair açıklamaları, küresel piyasalarda olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de dikkatle takip ediliyor. Son dönemde küresel finansal koşulların değişmesi, Türkiye’nin büyüme, enflasyon, döviz kurları ve sermaye akımları üzerindeki etkileriyle birlikte orta vadeli makroekonomik projeksiyonlar yeniden gündeme oturdu.
Bu yazıda, FED’in faiz politikasının Türkiye üzerindeki etkilerini ve önümüzdeki 2-3 yıl için Türkiye ekonomisine yönelik öne çıkan senaryoları ele alıyoruz.
FED’in Son Faiz Kararı ve Küresel Ekonomiye Etkisi
FED, Eylül 2025 toplantısında politika faizini %4.00-4.25 aralığına çekerek 25 baz puanlık indirim yaptı. Bu karar, 2025 yılı içerisinde yapılan ilk faiz indirimi olması bakımından kritik bir eşik olarak değerlendirildi. Başkan Powell, karar sonrası yaptığı açıklamada enflasyonist baskıların hâlen hissedildiğini, ancak işgücü piyasasında yavaşlama işaretleri nedeniyle daha dengeli bir politika izleneceğini belirtti.
Küresel yatırımcılar açısından bu karar, “ABD’de faizlerin zirve yaptığı ve gevşeme sürecinin başladığı” şeklinde yorumlanıyor. Böylece gelişmekte olan ülkeler için sermaye akımlarının artabileceği, doların küresel ölçekte bir miktar zayıflayabileceği beklentisi güçleniyor.
Türkiye Ekonomisine Olası Kısa Vadeli Etkiler
Türkiye ekonomisi açısından FED’in faiz indirimi şu başlıklarda etkili olabilir:
- Döviz kuru: Doların zayıflaması, TL üzerindeki baskıyı kısmen azaltabilir. Ancak içerideki enflasyon dinamikleri ve risk algısı hâlen belirleyici olacak.
- Sermaye akımları: Yüksek faiz ortamı nedeniyle Türkiye, portföy yatırımları açısından cazip hale gelebilir. Özellikle tahvil ve borsa kanalıyla girişlerin artması olası.
- TCMB politikası: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, küresel faiz indirimlerinin yarattığı alan sayesinde para politikasında daha esnek adımlar atma fırsatı bulabilir.
Bununla birlikte, Türkiye’nin mevcut enflasyon düzeyi, kamu maliyesi dengesi ve jeopolitik riskler dikkate alındığında, FED kararının etkileri sınırlı ve kırılgan olabilir.
Orta Vadeli Türkiye İçin Makroekonomik Projeksiyon
Türkiye ekonomisine yönelik orta vadeli projeksiyonlar, hem iç hem dış gelişmelerin ortak etkisiyle şekilleniyor. Özellikle FED’in faiz politikası, enerji fiyatları, jeopolitik riskler ve içerideki yapısal reformların seyri, önümüzdeki yılları belirleyecek.
1. Büyüme Beklentileri
- 2025’in geri kalanında büyümenin %3,5 seviyesinde gerçekleşmesi,
- 2026’da küresel toparlanmayla birlikte %4-4,5 bandına yükselmesi,
- 2027’de ise %4 seviyesinde istikrar kazanması öngörülüyor.
İhracatın Avrupa’daki toparlanmadan destek bulması, iç talebin ise kontrollü kredi genişlemesiyle dengelenmesi bekleniyor.
2. Enflasyon ve Fiyat İstikrarı
- Enflasyonun 2025 sonunda %40 bandında seyretmesi,
- 2026’da %25-30 aralığına gerilemesi,
- 2027’de ise %15-20 aralığında dengelenmesi öngörülüyor.
Burada kur istikrarı, enerji fiyatları ve gıda arz güvenliği belirleyici olacak.
3. Döviz Kuru Projeksiyonları
FED faiz indirimleri doların küresel ölçekte zayıflamasına yol açarsa, TL’nin aşırı değer kaybı bir süreliğine frenlenebilir. Ancak içeride yüksek enflasyon ve dış finansman ihtiyacı devam ettiği için:
- 2025 sonunda dolar/TL’nin 40 seviyesine yakınsaması,
- 2026’da 45-47 bandına oturması,
- 2027’de ise 50’li seviyelere çıkması öngörülüyor.
4. Cari Denge ve Dış Borç
Türkiye’nin enerji ithalatı, cari açık üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Ancak yenilenebilir enerji yatırımları ve ihracatta çeşitlenme sayesinde orta vadede cari açık GSYH’nin %3-4’üne gerileyebilir. Dış borç ödemeleri açısından ise FED’in faiz indirimleri maliyetleri hafifletse de kur riski devam ediyor.
Türkiye’nin Riskleri ve Fırsatları
FED’in politikası Türkiye’ye bazı fırsatlar sunsa da riskler göz ardı edilemez.
Fırsatlar:
- Küresel faizlerin düşmesiyle sermaye girişlerinde artış,
- TL’nin değer kaybının sınırlanması,
- Finansal piyasalarda yatırımcı güveninin güçlenmesi.
Riskler:
- Enflasyonun hedeflenen hızda düşmemesi,
- Dış politikada yaşanabilecek gerilimlerin sermaye akımlarını zayıflatması,
- İç tasarruf oranlarının düşük kalması ve yatırım finansmanında dışa bağımlılığın sürmesi.
Bu tablo, orta vadede dengeli ancak dikkatli bir ekonomi yönetiminin zorunluluğunu ortaya koyuyor.
FED Kararı Türkiye’nin Ekonomi Rotasını Nasıl Etkiler?
FED Başkanı Powell’ın açıklamaları ve faiz indirim süreci, Türkiye için hem riskleri hem de fırsatları beraberinde getiriyor. Orta vadeli projeksiyonlar, Türkiye’nin büyümede kontrollü bir ivme yakalayabileceğini, enflasyonda ise kademeli düşüş sağlanabileceğini gösteriyor. Ancak bu senaryonun gerçekleşebilmesi için, kur istikrarı, mali disiplin ve yapısal reformların kararlılıkla uygulanması gerekiyor.
Türkiye, FED’in küresel para politikasındaki değişimlerini fırsata çevirebilirse, hem yatırımcı güvenini artırabilir hem de ekonomik kırılganlıklarını azaltabilir. Aksi durumda, FED’in destekleyici ortamı dahi Türkiye’deki sorunları hafifletmeye yetmeyebilir.