Bir Çocuğun Yumruğunda Toplumun Sessizliği Var

3 Dk. Okuma Süresi

Bazı görüntüler vardır, defalarca izleseniz bile inanasınız gelmez. Bir çocuğun başka bir çocuğa yumruk atması, tokat savurması, yerde tekmelemesi, saçını çekmesi… Ve bunu yaparken, video çekip yayınlaması, dahası gülümsemesi.

Balıkesir’den yansıyan görüntülerde olduğu gibi bu, sadece bir “akran zorbalığı” vakası değildir. Bu, çocukların dünyasında sessizce büyüyen öfkenin, ilgisizliğin ve sevgisizliğin yankısıdır.

Küçük Eller Neden Bu Kadar Öfkeli Oldu?

O ellerle oyun oynanmalıydı. Resim yapılmalı, sevgi gösterilmeli, saçlar okşanmalıydı.
Ama o eller yumruk oldu.
Çünkü sevgi göremeyen eller, bir noktada güç arar.
Ve o gücü, ne yazık ki başkasını ezerek bulur.

Zorbalık, sadece fiziksel bir eylem değil; ruhsal bir boşluğun dışa vurumudur.
Bir çocuk başka bir çocuğa zarar veriyorsa, orada sadece o çocuk suçlu değildir.
Orada; eksik sevgi, eksik rehberlik, eksik empati vardır.
Bir yetişkinin zamanında duymadığı bir çığlığın yankısı vardır.

Biz Nerede Sustuk?

Bu olayları gördüğümüzde hep aynı cümleleri kuruyoruz:
“Nasıl yapar?”
Ama asıl soru şu olmalı:
“Biz ne zaman duymadık?”

Çocuklar, gördüklerini taklit eder.
Biz büyükler olarak nasıl konuşuyorsak, onlar da öyle konuşur.
Biz nasıl öfkeleniyorsak, onlar da öyle öfkelenir.
Bir çocuğun içindeki sevgiye erişememişsek, onun öfkesine şaşırma hakkımız da kalmaz.

Toplum olarak öfkeye alıştık.
Televizyonda, sokakta, trafikte, sosyal medyada…
Bağırmak, tehdit etmek, küçümsemek normalleşti.
Ve biz buna sessiz kaldık.
Şimdi o sessizlik, bir çocuğun çığlığına dönüştü.

Zorbalığın Ardında Gizli Bir Yalnızlık

Zorbalık yapan çocuk, aslında çoğu zaman yalnızdır.
Bir şekilde “görülmek” ister.
Belki evde kimse onu dinlemiyordur. Belki okulda kimse fark etmiyordur.
Ve o da bu görünmezliği, başkalarına zarar vererek görünür kılmaya çalışır.

Ama o vurduğu çocuk da yalnız kalır.
İki yalnızlık birbirine çarpar, ortaya şiddet çıkar.
Ve biz bu şiddeti “akran zorbalığı” diye etiketleyip geçeriz.
Oysa bu, hepimizin payı olan bir kırılmadır.

Empatiyi Yeniden Öğretmek

Bir çocuğa matematik, dil bilgisi, tarih öğretiyoruz.
Ama empatiyi, sevgiyi, öz saygıyı öğretebiliyor muyuz?
Çocuk, başkasının canının da kendisi kadar değerli olduğunu hissedebiliyor mu?

Akran zorbalığını bitirmenin yolu cezadan değil, duygusal eğitimin yeniden değer kazanmasından geçer.
Bir çocuğa “yapma” demek yerine “neden yaptın?” diye sormayı öğrenmeliyiz.
Çünkü her şiddetin ardında, duyulmayan bir cümle vardır.

Son Söz: Sessiz Kalmayın

Bugün vurulan bir çocuk, yarın içine kapanabilir.
Bugün vuran bir çocuk, yarın başka birine zarar verebilir.
Ama her iki çocuğun da hâlâ umudu vardır; Eğer biz yetişkinler sessiz kalmazsak.

Belki de artık asıl mesele şu:
O çocuklar kadar cesur olup, kendi sessizliğimizle yüzleşmek.
Çünkü bazen en tehlikeli şiddet, kelimelerle değil, susarak işlenir.

Bu İçeriği Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir